aSLı ₪

30 Mar

N’aber?_3

 clipboard013.jpg

uzun süredir sana yazmak istesem de, elim varmıyordu bi türlü.

nasıl olduğumu sorarsan; iyi olmaya çalışıyorum. fantastik kitaplara sardım bu ara. warcraftın serisini bitirdim hatta. son kitabın son sayfasını kapadıktan sonra kendimi büyük bir boşlukta hissettim.

bi de yorgunum bu ara… uzun süredir hayatımın; koccaman bi kutuyu itelemek gibi, ya da benden ağır bişeyi -tek başıma- el arabasıyla biyerlere taşımaya çalışmak gibi bi düzende sürdüğünü farkettim. şimdi şimdi dinlenmeye ne kadar ihtiyacım olduğunu görebiliyorum.

velhasıl dostum; yorgunum bu ara…

 

03 Mar

imdat!

inbits.jpg
 çok ciddi bi sorunum var . ve bu çok ciddi sorunu çözemedikçe ufak ufak ateşleyici sebepler büyüyor da büyüyor. 

işin içinden çıkamadıkça kafayı yemekten korkuyorum. 2 kişiyle paylaşabildim kendimi zorlaya zorlaya. 2sinin de elinden bişey gelmediği gibi yanımda da olmuyorlar. ve dediğim ufak ateşleyici sebepler beni gerim gerim geriyor.

koşturup duruyorum ordan oraya. tam başarmaya biraz yaklaştığımı sanarken tekrar dönüyorum başladığım yerden de geriye umutlarımı yitirerek.

bekleyeyim diyorum bazen. çözüm herzamanki gibi beni bulur bi şekilde. ama bu sefer zaman kısıtlamam var ve zamanın hiç bu kadar hızlı ilerlediğini görmemiştim hayatım boyunca.

beni anlayacak birine ihtiyacım var. bir kişi olsun yeter.

 

01 Şub

Mutluluk Nedir?

 ill-fri-travel.jpg

Bence mutluluk; çevremdeki insanların içten olması, iyi ya da köyü ne hissediyorlarsa göstermekten çekinmemeleri.

Bence mutluluk; seçtiğin filmi izleyen insanların beğenisini almak.

Ayrıca mutluluk; kedimle sabaha kadar sarılıp uyuyabilmek.

Hatta mutluluk ne biliyor musun? Yaptığın yemeği yerken diğerleri; onları izleyebilmek. Evet en güzeli de bu. Her lokmayı tattıkları an duydukları hazzı farkedebilmek.

Mutluluk; talep edilen ikinci şansın verilmesinin doğru bir hareket olduğunu hissetmek.

Ve mutluluk; O’nu, uyurken izleyebilmek olmalı…

Peki ya sence, nedir mutluluk?

 

22 Oca

gece

gece.jpg

kızlar uyudu, herkes uyudu. pisiko bile uykuda. çilekli tütsüm, mumlarımı da yakalım hadi. hmm… hadi bu fırsatı değerlendirip elma çayı yapalım. ufak bi şımarıklık yapıp puro yakalım olmaz mı? ; ) peki müzik ne olsun; 3 doors down, metallica, vangelis ve hatta tarkan… ı ıh, tamamlayamayacağım geceyi derken, buldum! yeni türkü - destina. evet bundan iyisi olamaz.

gözlerim odada dolaşıyor. kitaplığıma, ordan terliklerime, mumlardan teğet geçip elbise dolabıma, tavanda dolaşım masama, monitörüme geçiyor.

geçmişe gidiyorum; önce dün akşama, sonra daha önceki güne, önceki aya, önceki yıllara gidiyorum. çok görüştüğüm insanlardan en az görüştüklerime, hatta hiç görüşmediklerime gidiyorum. şimdilerde ne yaptıklarını merak ediyorum, eskiden yaptıklarımızı anımsıyorum.

gelecek yok. şimdi yok. huzur var.

bundan iyisi olamaz…

 

15 Oca

İddia

pour-some-sugar-on-me.jpg

iddiayı kaybettim! kaybettiğim birçok şey gibi… dün akşamımın ne kadar güzel geçtiğinden, hayatımda gördüğüm en ince erkek tarafından evimden çiçekler eşliğinde alınıp, gittiğimiz yerde en enfes yemeğimi yediğimden, bu esnada çok güzel bir sohbet ettiğimden ve bu kişinin benim en yakın arkadaşım olduğundan bahsedecektim aslında… 

uyanıp bilgisayarın karşısına geçerken yine o “kötü bişey olacak” havası olmuştu zaten. açmak istememiştim zaten… herneyse…

en son “seni kaybetmekten çok korkuyorum… çıkma hayatımdan!” kelimelerini aynı cümle içinde kullandığım ( evet bunu da yaptım… aslında açık sözlü bi insandım ben ) kişi, ışık hızıyla benden uzaklaştığından beri söylemiyorum kimseye… içimden yalvarmalarımı saymazsak. elbette karşıdaki benim gönderdiğim yalvarmaları hissedemiyor… = )

sana bi sır vereyim mi?! yok yok boşver… herneyse…

iddiayı kaybettim… kaybettiğim birçok insan gibi… “gitme, dur!” diye içimden haykırırken, “istemiyorum seni!” dediğim insanlar gibi…

şimdi farkediyorum ne yaptığımı! şimdi anlıyorum hayatımın en büyük hareketinin bu olduğunu! şimdi anlıyorum  ve iddiayı kaybediyorum…

içiyorum… ve ağlıyorum…

Aylar öncesinden yazılmış, bilgisayarımı karıştırırken bulduklarımdan…

08 Oca

The Fountain

 the_fountain.jpg

16., 21., ve 26. yüzyılda geçen hikaye, ölümsüzlüğü ve buna bağlı olarak da aşkı arayışın hikayesi. 1500′lerde yaşayan İspanyol keşif, bütün hayatını etkileyecek önemli bir misyonla görevlendirilmiştir. Kraliçe’nin, ölümsüzlüğün kaynağı olduğuna inandığı ağacı bulacak ve bu sayede, yüzyıllardır insanoğlunun peşinden koştuğu sonsuz yaşam amacına ulaşılmış olacaktır. Bu uğurda yola çıkan Tomas için yüzyıllarca sürecek bir yolculuk başlayacaktır.

2000′lere gelindiğinde aynı Tomas’ı, sevdiği kadının iyileşmesi için amansız bir hastalığa karşı mücedele ederken görürüz; 2500′lerdeyse uzayda bir balonun içinde tek başına bir boşlukta yaşamaktadır.

film; uzun süredir beni etkileyen ilk film oldu, hem müzikleri(özellikle müzikleriyle) hem konusu ve kurgusuyla… enfesti. 2006 yapımı filmin imdb notu 7,5. ve huff! ben nasıl bu kadar yıl bundan bihabermişim?

film.özet : http://beyazperde.mynet.com

02 Oca

yeni yıl mı dedin?

prinsess.jpg

yeni yıldan isteklerimiz elbette güzel şeyler olacak! peki bize verdikleri neler olacak?

şahsen kendimden bahsetmeden edemeyeceğim… hazırlandık, süslendik, gideceğimiz yer çoktan ayarlanmıştı zaten… malum, aynı zamanda doğumgünümüz de olduğundan; bende daha bi heyecan, eğlenme isteği, falan filan işte… gittik; dans ettik eğlendik. yeni yıla girdik. öpüştük, sarıldık, iyi dileklerimizi sunduk, mesajlarımızı okuduk… evet mesajlarımızı okuduk… tan sonra bişeyler tepetaklak oldu. eğlence yerini saçma sapan şeylere bıraktı. tartıştık, konuştuk, tartıştık, kavga ettik, tatlıya bağlar gibi oldukkk derken olmadı. mekanı terk etmek zorunda kaldım… gecenin o saatinde yalnız başıma meydana kadar yürümek zorunda da kaldım.

velhasıl kelam; bana 6 hata ve 2 seçenek sunuldu xD gözlerim kamera aradı el sallamak için = P

şaka gibi bi yeni yıl ve doğum günü geçirdim. hayatımda en çok güldüğüm doğumgünüm buydu.

yeni yıl bana; yarım eğlenceli bi yeni yıl kutlaması, rezil bir doğumgünü ve bi terketme vakası verdi şimdiye kadar. neden böyle oldu acaba? oysa kırmızı donumu bile giymiştim! = D

 

23 Ara

sezen söyledi…

goflyit.jpg

sezen söyledi…

biraz dut pekmezi(!) içtim, sezen söylemeye devam etti.

gittim; “kötü bi niyetim yoktu” dedim. “biliyordum” dedi, sarıldık sıkı sıkı. samimiyetle soğukluk arasında salındım bi süre. kendime şaştım o an.

odama döndüm sonra, sezen söylemeye devam ediyordu… ben bişiy yapmadım! herşey sezenin yüzünden. = P

21 Ara

alış – veriş

 

shopping1.jpg

selam. alış-veriş yapmak istiyorum. evet bildiğin alışveriş. ı ıh! uslanmadım ramazan bayramı arefesinde uçaktan iner inmez başladığım, 12 saat süren alış-verişten sonra = )

bıktım bu klişe sözlerinden! ihtiyacım var mıymış… var tabii. olmasa neden canım istesin?! aldığım şeylere ihtiyacım olmayabilir belki ama, manevi bi ihtiyaçtan bahsetmek gerekirse ki şu noktada tam da üstüne basmış bulunmaktayız; var! hem… ayrıca… nasıl olmuşsa… kıyafetlerimin çoğu kıyafetçik olmuş =/

elbise dolabım ağzına kadar doluymuş… pöh! “moda” diye bi kelime duydun mu sen? ya da “eskimek” sözünün anlamını biliyor musun? tamam kıyafetlerim hayatımda en iyi baktığım eşyalarımdır, ve sen erkek aklınla eskise de farkedemeyecek olabilirsin. ama böyle bi durum sözkonusu, bilmelisin.

başka zaman bakayımmış… ne zaman bakiim ne zaman?! sanki zamanım çok bol… hıhh!

alış-veriş yapmak istiyorum! ama param yok… = /

27 Kas

yağmur

rain.jpg

yağmuru seviyorum. aslında kış mevsimini de yaza tercih eden bi bünye benimki. lahana gibi üst üste giyinmek, sabah uyanınca havadaki o ince soğuğu hissedip yataktan çıkmak istememek, kalorifer ya da soba ( ısı veren herşeyin ) önünde kedi olup kıvrıla kıvrıla uyuklamak, yolda yürürken yanındakinin koluna sarılabilmek ; ) ( dokunmaya karşı hassas olan bünyem yazın insanlara yakın temasta olmamı yasaklıyor da… ) ,yağmurlu havalarda yürümek ya da inadına; yağmurun sesine nazır uyumak…

çok seviyorum. = )

« Önceki Sayfaolder posts newer postsSonraki Sayfa »