kahve içmeyecektik! hadi içtik, fal bakmayacaktık… nerden aklıma soktun ki finallerimin son gününün arefesinde böyle şeyleri!
16446_183441443002_676498002_2984879_5230168_nsen uyuduktan sonra ders çalışmaya başladım tek başıma. kendi evim olmayan bi evde. yapayalnız. ve tüm düşünceler beynime hücum etti. işte; insan ne yaparsa kendine yapıyor. belirsiz bi boşluk oluştu içimde. ne olduğunu anlayamadan kocaman oldu. kendimi google’da bişeyler ararken buldum. ama ne aradığımı gerçekten bilmiyordum. geçmişimin hangi ayrıntısına yolculuk etmek, ya da ne bulmaktı niyetim.

arama çubuğuna yazdığım kelime beni dehşete düşürdü. sonra tutamadım kendimi. aradım. çok değil 3. sitedeydi… orda karşımda duruyordu. oydu emindim. hem de adım gibi. o saçma salak mail adreslerini birlikte almıştık çünkü. ve hala kullanıyordu..! hala!

bakakaldım uzun süre. öylece… nefes bile almadan. yaşıyordu. dünyanın biyerinde varlığını sürdürüyordu, hatta gördüğüm kadarıyla pek de değişmeden. oysa yokluğuna kendimi öylesine alıştırmıştım ki… yaşamıyordu. kimse için yaşamamalıydı. çok mu bencilim? yoo…  hiç de değilim. benim kıymetli hayatıma pervasızca, usul usul kendini ekleyen ve yine aynı kıymetli hayatımın büyük bi bölümünü mahfeden kişinin benden sonra aynı tempoda yaşayabilmesi hak mıdır? bilemiyorum.

herneyse…

bakakaldım uzun süre. ne ki şimdi bu? dedim. oha! dedim. kendime bile itiraf edemedim hissettiklerimi. şimdi o kadar zor değil. en başına gittim herşeyin. ilk zamanlara… o zamanki ruh halime bürünüverdim. sonrasını kronolojik olarak yaşayıverdim bi çırpıda. biliyor musun? içim cızz etti. canım yandı. küfür bile edemedim. eskiden de beni böyle etkilerdin lanet olası! hala aynısın.

ders çalışmak yalan oldu bu kadar duygu fırtınasının ardından. yattım, uyuyamadım, üşüdüm, özledim, nefret ettim, gözüme ışık geldi, saçımla  gözlerimi örttüm, kanepeye sırtımı dayadım, laptopın adaptörü ile ayaklarımı ısıttım. uyumuşum.