aSLı ₪

06 Eki

iyi miyim?

think

o: nasılsın?

ben: kısaca iyiyim

o: çok güzel, uzun halinde iyi gelişmeler olduğu için mutlusun heralde :)

b: :) cıx

uzun halinde kendime olan kızgınlıklarım var… dün bitmeyen trafikte aklıma seninle de konuştuğumuz bi konu takıldı, haliyle insanın düşünecek çok şeyi oluyor. otobüs şoförüyle saçma sapan konuşan bi kadın vardı; orta yaş sınırında, belli ki henüz evli değil, sevgilisi de yok

ve bıyıklı

o: :D

b: otobüs şoförüne nerede oturduğunu sordu. şoför kaçamak cevap veriyor düşünebiliyor musun?

normalde tam tersi kabul edilebilir bi derece. işte tam da o esnada; ”kes sesini gerizekalı kaşar! git şu köşede utan. hatta öl tamam mı!” demek istedim, ama demedim ya işte o an geldi soru :)

o: ?

b: hani iyi insanlar erken ölür ya senin hipotezine göre

o: evet, genel bi düşünce var :)

b: senle benim aramdaki iletiişimde senin düşüncen oluyor :p

zavallılar içlerinde biriktiriyor herşeyi… söylemedikleri için iyi oluyorlar ve yine söylemedikleri için ne oluyor? o söylemedikleri sözler içlerinde onları kemirip duruyor ölüp gidiyorlar. az önce bana nasıl olduğumu sorduğunda da aynı kaosun içindeydim…

neden içimden geçenleri süzmeden konuşamıyorum diye kızıyordum kendime. ama bi yandan da iyiydim =)

o: güzel bi teori, aklına gelen şeyleri söylememek yıpratır insanı. daha kötüsü diğer insanların senin iyi olduğunu anlamasıyla olur. ellerinden geldiği kadar kullanmaya çalışırlar, üstüne suç atarlar, dalga geçerler. evet, sen iyi olduğun için bişey söylemezsin ama seni öldüren diğer insanlardır, onlar içini bu derece doldururlar…

20 Eyl

!

fuck_you

“hadi ş’yi çağırayım. bize kek yapar lan. aç mısın sen, gelsin sana yemek pişirsin? ben gider alırım evinden” dedi i. skine bile takmadığını bangır bangır söylediği kız hakkında bu şekilde konuşuyordu, kız bunları asla duymayacaktı, ama ben duyuyordum..!

19 Eyl

çıkarsana beni burdan..!

andrea cotrim1

nefret ediyorum. saçımın şeklinden, renginden, giyim tarzımdan, konuşmamdan, konuşamamamdan, tartışmaktan hoşlanmamamdan! her şeyimden nefret ediyorum. düşünce tarzım beni çileden çıkarıyor. tanımadığım kalabalıklarda bulunmaktan nefret ediyorum. ilgisizlikten nefret ediyorum.

dün gece arkadaşımla konuşurken(daha doğrusu o beni sorgularken) bir de baktım ki, ben yine kendimden uzaklaşmış gitmişim başka yerlere. elimde olmayan sebepler beni bu hale getirirken ben buna istekli gibi görünüyorum, insanların üstümde baskı yaratmasına izin veriyorum. sonra da bunalıyorum gördüğün üzere. bundan nefret ediyorum.

bişeylere zorunlu olmaktan nefret ediyorum. hallolmayan sorunlardan, konuşmak için uygun zaman olsa da konuşulmayan konulardan, hep ilk adımı atmak istemiyorum ben artık. atmıyorum, ne oluyor biliyor musun atmayınca? hiç. lanet olası bir hiç.

15 Eyl

zeytin

aslı dedi, kötü bi haberim var.

kediler dedim içimden… hastalandılar mı acaba? bulunduğum yerden en kısa sürede nasıl yardım edebilirim diye düşündüm.

zeytin… dedi.

zayıftı bebekken, en geriden gelen oydu. sonradan toplamıştı kendini evet. ama en çok ezilendi. içlerinde ayrıca dikkat ettiğim… kesin hastalanmıştı. ne olmuştu ki?

öldü… dedi. zaman yavaşladı. sadece 4 harften oluşan bir kelime  nasıl bu kadar uzun, anlaşılması zor olabilirdi? “öldü”; yoktu artık. bir daha görme fırsatım olmayacaktı. bir kez daha dokunamayacaktım. birden tüm sorular beynime hücum etti. nasıl? ne zaman? nerde? ya kardeşi? o iyi miydi? cumartesi günü köpekler saldırmıştı. aklım beni geçen seneye götürdü; penceremin önünde bir kedinin köpek tarafından parçalanışını izlemiştim elim kolum bağlı. o kadar hızlı olmuştu ki… serseriler köpeklerini alıp kaçtıklarında son anlarında kediyle başbaşaydık. hem kedilerin acı eşiği düşüktür. ne kadar acı çekmişti kim bilir..?

hiçbirşeyin faydası yok. hangi telkin beni iyileştirebilir? hangi “sıkma canını” beni kandırabilir..?

19 May

zihinsel gıdıklamalar

saw_bike

beni ne kadar şaşırttığını bilsen… bi bilsen… kendini ilah sanardın = )

şimdiye kadar izlediğim insanlardan çok mu farklısın, yoksa benim bakış açıma bişey mi olmuş? bilemiyorum. bişey var gözden kaçırdığım, en başından en sonuna kadar gidiyorum, bulamıyorum. bişey var, ama ne!? kim bu oyundaki dengesiz? sen mi ben mi? nedir olay bi anlatır mısın? desem, sen de beni aydınlatsan ne güzel olur. ama gördüğüm kadarıyla sana soru sormaktansa, kendi haline bırakmak daha yerinde bi hareket. beni de biri kendi halime bırakabilir mi bi zahmet?

biri bana zihin okuma yetisi versin! hadi lütfen lütfen… biraz kullanıp geri vereceğim, söz! e salak zihindeki herşey ortada desen, haklısın derim sanırım. başka ne denebilir ki = P

hayallerime küsmeme ramak kaldı, kurtar beni n’olur!

15 May

son 30

01_WallTree_112509_rect540

dün yazlıklarımı yerleştirirken 4 yıldır oturduğum bu evdeki son yazlık yerleştirmem olduğunu hatırladım. 1 ay sonra bu ev artık bizim olmayacak. S ile son ayımızı mükemmel geçirelim, üzücü konuları açmayalım, özlemekten bahsetmeyelim diyorduk birbirimize ama ne yazık ki ister istemez düşünüyor insan. pamuk ipliğine bağlı gözyaşlarımız. biri ağzını açsa kopuverecek. işte bu yüzden son ayımızda kavga edelim ve bi daha da konuşmayalım diyorduk ve gülüyorduk ardından. onu bile yapamıyoruz… uzaktan baktığında herşey çok normal gibi. öyle bişey yok aslında…

hergün bu evdeki süremin biraz daha azaldığını düşünmek garip hissettiriyor. üzülüyor gibiyim. üzülüyorum lan!

04 Nis

olmadı çünkü;

ask
çok yorgundum. sen de öyle. 24 saati birlikte geçirmek iki arkadaşı bile sıkardı.

başta böyle olmayacağını düşünmek istedin. tahmin ediyordun böyle olacağını ama konduramıyordun kendine ve bana. çünkü ben o “ulaşılmaz”dım ve sonunda bana ulaşmak üzereydin. her ne olursa olsun yapabileceğini düşündün. biraz da ben yardım edecektim elbette. birlikte sinemaya gidecektik. süper vakit geçirecektik. istanbul’un altını üstüne getirecektik…

ama olmadı…

olmadı çünkü; elinden gelemeyecek şeyler için söz verdin ve tutmadın. sabıkalıydın zaten ve yaptığın hatalar benim gözüme çok battı. beni uyar her hatamda, kendimi düzelteceğim dedin; ben bunu sürekli yapamadım. konuşmadım senle! konuşamadım. üstümde oyunlar oynadın; bir gün öyle bir gün böyle denedin… sana olan güvenim sarsıldı. bunu da söyleyemedim. çünkü anlamayacaktın. aynı bu gece gibi. zeka pırıltılarının hepimizin gözünü kamaştırabileceğinden bahseden sen, her konuyu defalarca anlatmama rağmen anlamadın. üstünde düşünmedin bile. şşt… konuşma! söyleyeceğim nedenini; inanmak istemedin böyle olduğuna. konuşmanın böyle devam etmesini istemedin. sonuç anının gelmemesi için elinden geleni yaptın. biliyordun bana bıraktığında biteceğini… bitmesini istemediğini söyledin en başta, sonra beni istemediğini, sonra devam ettirmek istediğini… ölüm sessizliğim sürdüğünde anladın ki olmayacak, sen; istemiyorum seni dedin, bense peki.

çok çabaladın. haddinden fazla çabaladın. biliyorum değmezdi benim için… ne yazık ki tükenmiştim çoktan.

şimdi ne mi olacak? bilmiyorum. inan ki… nasıl hissettiğim konusunda en ufak bi fikir sahibi değilim. sadece; içimde bir boşluk var, büyük değil. acı veremeyecek kadar ufak. hani demiştin ya; yanında olmamın sebebi sevgim olduğu kadar alışkanlığım da… bence içimdeki tam olarak bu.

hoşçakal ömrümün son 2 yılı.

seni seviyorum.

18 Oca

finaller biterken

kahve içmeyecektik! hadi içtik, fal bakmayacaktık… nerden aklıma soktun ki finallerimin son gününün arefesinde böyle şeyleri!
16446_183441443002_676498002_2984879_5230168_nsen uyuduktan sonra ders çalışmaya başladım tek başıma. kendi evim olmayan bi evde. yapayalnız. ve tüm düşünceler beynime hücum etti. işte; insan ne yaparsa kendine yapıyor. belirsiz bi boşluk oluştu içimde. ne olduğunu anlayamadan kocaman oldu. kendimi google’da bişeyler ararken buldum. ama ne aradığımı gerçekten bilmiyordum. geçmişimin hangi ayrıntısına yolculuk etmek, ya da ne bulmaktı niyetim.

arama çubuğuna yazdığım kelime beni dehşete düşürdü. sonra tutamadım kendimi. aradım. çok değil 3. sitedeydi… orda karşımda duruyordu. oydu emindim. hem de adım gibi. o saçma salak mail adreslerini birlikte almıştık çünkü. ve hala kullanıyordu..! hala!

bakakaldım uzun süre. öylece… nefes bile almadan. yaşıyordu. dünyanın biyerinde varlığını sürdürüyordu, hatta gördüğüm kadarıyla pek de değişmeden. oysa yokluğuna kendimi öylesine alıştırmıştım ki… yaşamıyordu. kimse için yaşamamalıydı. çok mu bencilim? yoo…  hiç de değilim. benim kıymetli hayatıma pervasızca, usul usul kendini ekleyen ve yine aynı kıymetli hayatımın büyük bi bölümünü mahfeden kişinin benden sonra aynı tempoda yaşayabilmesi hak mıdır? bilemiyorum.

herneyse…

bakakaldım uzun süre. ne ki şimdi bu? dedim. oha! dedim. kendime bile itiraf edemedim hissettiklerimi. şimdi o kadar zor değil. en başına gittim herşeyin. ilk zamanlara… o zamanki ruh halime bürünüverdim. sonrasını kronolojik olarak yaşayıverdim bi çırpıda. biliyor musun? içim cızz etti. canım yandı. küfür bile edemedim. eskiden de beni böyle etkilerdin lanet olası! hala aynısın.

ders çalışmak yalan oldu bu kadar duygu fırtınasının ardından. yattım, uyuyamadım, üşüdüm, özledim, nefret ettim, gözüme ışık geldi, saçımla  gözlerimi örttüm, kanepeye sırtımı dayadım, laptopın adaptörü ile ayaklarımı ısıttım. uyumuşum.

24 Kas

N’aber?_4

bugün mutsuz uyandım.

hayır kötü bir rüya görmedim. uykum uzun zamandır olduğu gibi bölük pörçük değildi. çok uzun süre de uyumadım. mutsuzdum uyandığımda.

bi sigara yaktım, sonrasında kendime gelirim diye. ve bi tane daha… bir tane daha…

kahvaltı bile yaptım. hala mutsuzdum.

hazırlandım, işe gittim. umudum orda bişeylerin düzeleceği yönündeydi. olmadı.

beklentim yersizdi. çünkü sıkıldığım şey aslında benim. nefret ediyorum kendimden, aynaya bakmak istemiyorum. gördüğüm şey kendim değilmiş gibi hissediyorum her baktığımda.

otururken yatağımda, işyerinde boş zamanımda ya da metroda; bişeyler ufak ufak çiğniyor içimi. lokma lokma yok ediyor beni. bişey var içimde ben olmayan. gelmiyor içimden düşünmek ne olduğunu. üzülmüyorum. ağlamak değil niyetim. sadece…

jaqueline

dedim ya; bişey var içimde. ne olduğunu anlamak istemediğim.

18 Eki

“bi yerden…”

10735_1160786094521_1073871030_30427581_6607500_n

“bi yerden başlamak lazım” dedim ve elimden geldiğince gezdim. o kadar çok kişiyle buluştum ki; bu benim bünyeme fazlaydı… kaldı ki bünye buna dayanamadı ve sıkıldı!

ardından uzun bir inziva dönemi geçirdim… ne okula gittim ne birine ne de kendime vakit ayırdım. zaten ondan ayrılmamın sebebi hayatımda hiçbir erkek istemediğimdendi. öyleydi de… inziva dönemimde evimde geçirdim vaktimi; bloglarımı takip ettim, kitap okudum, film izledim ama hiç zevk almadım.

sonra iş aramaya başladım… arıyor gibi yaptım, bulamadım. aradım, bulamadım. görüşmeye gittim kabul edilmedim… derken eski işyerinden gelen teklifi kabul edip türkiyenin önde gelen bankalarından birinde çağrı merkezi müşteri temsilcisi olarak işe başladım.

işe “pat” diye başlatmıyorlar malûm… eğitim aldık. O da işe başladı benle birlikte… aynı işte çalışacak olmak şaka gibi bişeydi. ilk gün “amaağn” diyorsun “nasılsa yaparım o olsa da olmasa da”. ikinci gün hareketleri ilgini çekmeye başlıyor ama kendine bile itiraf edemiyorsun. üçüncü gün daha çok ilgini çekmeye başlıyor hareketlerini, her anın arka planında neler döndüğünü biliyorsun, kendine itiraf ediyorsun özlemi ama… çevrene edemiyorsun. dördüncü gün hareketleri daha da ilgini çekiyor, senin ilgini çekmek için tasarlanmış olduklarını bile bile sinirleniyorsun. nefret ve sevgi, sinir ve aşk o kadar mükemmel birleşiyor ki histerik krizlere giriyorsun kimseye çaktırmadan. gecesinde bi kavga sonraki gün yine hiçbişey olmamış gibi işe gitmeler… velhasıl… dayanamadık birbirimize mesafeli kalmaya çalışmaya ve başladık yeniden.

iş başladı ardından… günde ortalama 150 kere “iyi akşamlar ben aslı” demek, telefonla konuşmak, bilgisayar açmak  başlarda iğrenç gelmişti ama sonra alıştım. çok yoğun ve yorucu olsa da, iyi yine be = )

okul başladı ardından. anneden para almamak için hayatımda almadığım riski aldım. büyüüÜÜüüük bir borcun altına imzamı çaktım. günlerim stres dolu artık.

bi de bişey itiraf ediim mi? yeni bi iş aramaktayım. aynı performansla(belki daha azıyla), daha çok para kazanabileceksem, neden buraya katlanayım ki? eskiden “kariyer yapar mıyım mezun olduktan sonra ki acaba?” diyordum ama… yok yok istemiyorum ben orda kariyer mariyer! hıh!

ve “biyerden başlamak lazım” dedim, blogumu açıp yazdım!

işten ve yaşadıklarımdan daha çok bahsetmek istiyorum. edeceğim merak etme ; )

older posts Sonraki Sayfa »